MAHSUN KIRMIZIGÜL FİLMİ,
YÖNETMENLİĞİ VE ÖDÜLLERİ
Mahsun Kırmızıgül’ün BEYAZ MELEK’i ABD’nin bayağı önemli bir film festivalinden, 41. Uluslar arası Houston Film Festivali’nde EN İYİ YABANCI FİLM kategorisinde BÜYÜK ODÜL’ü kazandı.
Üstelik jüri de EN İYİ YÖNETMEN ÖZEL ÖDÜLÜ’nü layık gördü Kırmızıgül’e… Kendisini yürekten kutluyorum.
Bir sinema filmi çekmek için gereken her unsuru yerine getirmiş Mahsun kardeşimiz.
Gala gecesinde, İstinye Park Sinemalarında seyretmiştim filmi. Başladığı anda sizi çok iyi bir film seyredeceğiniz duygusu sarıyor… Seyrediyorsunuz da gerçekten. Renkler, kamera hareketleri, ışık, temponun dozu, oyuncu yönetimi, müzik, kısaca her şey çok dozundaydı.
Demek ki iyi bir film çekmek için kimsenin anlamadığı, tuhaf kamera hareketleri –ya da hareketsizliği- Bol,bol manzara resimleriyle süslü, kimseyi ilgilendirmeyen bir senaryosu olması gerekmiyormuş.
BEYAZ MELEK, Finalde de “Eee ne bu şimdi yani, adam başı 15 YTL yi bunun için mi verdik?” Demeyeceğiniz, Filmi seyrettikten sonra seyircinin bazı konularda bakış açısını değiştiren, gerçekten iyi düşünülmüş bir film. En önemlisi de Evrensel bir konuyu işliyor.
Yıllardan beri sadece bizi ilgilendiren konularda çekilmiş filmleri, acaba aday adayı olur mu?
Diyerek Oskar’lara gönderip rezil oluyoruz. “
Evrensel bir sorunu ya da evrensel bir konuyu işlemeyen filmi neden Yabancı Film Dalında Oskar Adayı yapsınlar?” Diye bir soru sormak akıllarına gelmiyor. Kazanan ya da yarışan yabancı filmleri de izlemiyorlar demek ki.
1990 da, Feride Çiçekoğlu’nun senaryosunu,İsviçre’li yönetmen Xavier Koller, bizim Türk oyuncularımızla filme çekti. Film gitti En İyi Yabancı Film Oskar’ını kaptı geldi. UMUDA YOLCULUK… Neydi konusu hatırlayalım; Ekmek parası için İsviçre’ye kaçak gitmek isteyen bir gurup Türk insanı, İsviçre dağlarında donarak ölüyor. Kısa özeti bu…
Tabi mükemmel işlenmiş bir film… Yıllardır gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin başlıca sorunudur Ekonomisi zayıf ülkelerden gelen göç… Daha yıllarca da bu ülkelerin gündeminden düşmeyecek bir konu…Daha sonra bir çok festivalden de ödülleri topladı tabi bu film.
BEYAZ MELEK Filmi de, bütün ülkelerde var olan bir konuya parmak basıyor.
Yaşlıların, yani analarımızın, babalarımızın, nine ve dedelerimizin, bizlerin bu yoğun,geçim sıkıntısını aşmak için yapmak zorunda olduğumuz koşuşturma günlerinde onların barınması, insan gibi yaşaması, duygusal yönden tatmin edilebilmeleri için devletin ve bizlerin yapması gerekenlere parmak basıyor.
“Ekonomisi çok gelişmiş, zengin ülkeler bunu çok iyi yapıyor, sorun ne? Demek ki sorun sadece bizim ülkemizde. Hani evrensellik?” Diyebilirsiniz tabi. Doğrudur da… Gelişmiş ülkeler fiziksel bakımdan rahatlığını tabi ki çok iyi sağlıyor yaşlı insanların…Ama sadece iyi bir oda ve her gün değişen çarşaflar yetmiyor yaşlı ebeveynlerimize. Hele ki bizler gibi duygusal bir ruha sahip milletlerin yaşlılarına hiç yetmiyor…
Peki ne yapmak lazım?
İşte Mahsun Kırmızıgül bu soruyu sorduruyor filmi izleyenlere..
Mahsun Kırmızıgül ABD’den aldığı bu ödülleri…
Her şeyi bildiğini iddia eden, laf olsun diye üç beş kült filme gidip daha sonra bunu çevresine “Sinemadan da anlarım” tribi yaratarak anlatanlara…..
Bir sanat eserini aslında çok beğenmiş olmalarına rağmen, çevrelerine Marjinal, Entelektüel, Kalburüstü görünme uğruna, halk çok beğendiği için burun kıvıranlara…
Entelektüel olabilmek için çırpınan, ancak entelektüel olamayıp sadece entel kalabilen zavallı burnu büyüklere…
Mahsun’un filmini gördün mü? Dediğiniz de; yüzünüze alay eder gibi bakıp tuhaf bir şekilde sırıtanlara...
Ya da “Gidecek başka film mi kalmadı Allah aşkına? Diyerek bilgiç, bilgiç dudak büküp, başını döndürenlerin yüzlerine bir tokat gibi vuruyor…..
Gerçek Entelektüel insanlarımızı bu yorumlarımın dışında tutuyor ve….
Yazımı, sevgili dostum, güzel insan Yusuf Hayaloğlu’nun bir şiiriyle bitirmek istiyorum…
Piposu ağız kenarında
Bodrum'un entel barında
Herkesi yargılamaktan
Kimse kalmamış yanında
Sakalları şarap tasında
Dikilmiş barın ortasında
Tanınsın diye bekliyor
Sanırsın dev aynasında
Bir eli televizyonda
Öteki eli basında
Bir şeylerin tadı kalmış
Dişlerinin arasında
Başkalarına hümanist
Karısına karşı dayı
Nasıl beceriyor bilmem
İkisi birden olmayı
Konuşurken solcusun
Yaşarken karambolcusun
Oportünizme bulaşmış
Tipik bir orta yolcusun
Bir Allah’cı bir kulcusun
Bir davulcu bir pulcusun
Ne kadar inkar etsen de
Hem jigolo hem dulcusun
O yandasın bu yandasın
Hovardasın hep bardasın
Artık rol yapmayı bırak
Sen bir entel magandasın
Behey sanat hırsızı
Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol
Bırak elinden şu sazı
Keyif alacağınız filmler izlemeniz dileğiyle…
21 Nisan 2008