NURİ BİLGE CEYLAN
VE
TÜRK SİNEMASINDA ÖDÜL TÖRENİ KIYAFETLERİ
Ali Eyüboğlu Milliyet’te çok yerinde bir konuya dolaylı bir şekilde, Nuri Bilge Ceylan üzerinden yaklaşmış ve Ceylan’ın Cannes’da ödül alırken üzerindeki kıyafeti “İŞTE DEĞİŞİM BUDUR” başlığı altında yazmış. Çok da iyi etmiş, çünkü Türkiye’de yapılan film festivalleri ödül törenine sadece, şu sıralar Cannes’da aldığı “En iyi Yönetmen” ödülüyle bizleri inanılmaz derecede gururlandıran Nuri Bilge Ceylan değil, sahneye ödül almak üzere çıkan hemen tüm sanatçılar maalesef, entel görünmek adına sokak kıyafetiyle ödüllerini alıyor.
İşte Nuri Bilge Ceylan da Türkiye’de, ödül almak üzere çıktığı sanatseverlerin huzuruna, mütevazılığından filan değil, daha önceki festivallerde sanatçıların sahneye nasıl çıktığını görmüşse o da öyle çıkmıştır. Yani ortama uymuştur.
Oysa kendisinden önce ödül alan sanatçıların birçoğundan daha kültürlü ve gerçek bir entelektüel olan Ceylan’ın, başkalarına aldırmayıp, çok da iyi yaptığı sinema sanatına, saygı göstermek adına diğerlerinden farklı giyinip, örnek olması daha doğru olmaz mıydı?
Cannes'da sadece ödül törenine değil, yarışma filmlerinin gösterildiği salona papyonsuz girmek yasaktır. Hatta çok uygun bir takım elbiseniz ve kravatınız var diyelim; yine giremiyorsunuz. Bu gibi acil durumlar için tam kırmızı halı başlangıcında elinde, içi sinema filmlerinden yapılmış papyonlarla dolu bir kutu ile görevli kız sizi nazikçe durdurup, papyon takmanız gerektiğini ve kutu içindekilerden birini kullanabileceğiniz uyarısını yapıyor. Oradan bir papyon alıp taktıktan sonra artık kırmızı halıda yürüyerek içeri girebilirsiniz. Yani festivali düzenleyenler katılımcıların, sinema sanatına saygılı olmasını ister istemez sağlamış oluyor.
Biz ise entel olma ya da mütevazı görünme adına, sinema sanatını yüceltmeye çalışan Antalya, Adana, İstanbul gibi film festivallerine sokak kıyafetleriyle gidip, kendi sanatımıza saygımız olmadığını gösteriyoruz.
"Görün işte aslında bu sinema festivali büyütülecek bir şey değil, düğüne bile gitmeyeceğiniz bir kıyafet giyerek, gelseniz hatta çıkıp o kıyafetle ödül bile alsanız olur" demiş oluyoruz. Tabi bunun sorumlusu en başta o töreni düzenleyenlerdir. "Ödül kazansa bile kıyafet yönetmeliğine uymadığı için sahneye çıkıp ödülünü alamaz" diye bir madde koy ve bunu kim olursa olsun en sıkı şekilde uygula, bakalım insanlar yola geliyor mu gelmiyor mu görelim.
İşte Cannes'da bizlere gurur yaşatan, ödülünü alırken söylediği sözleri duyunca ekran karşısında ayağa kalkıp coşkuyla alkışladığım usta, Nuri Bilge Ceylan'a da olan budur.
Umarım aksi olur ama Ceylan, Türkiye'de yine ödül kazansa, yine geçmişte olduğu gibi sokak kıyafetiyle çıkacağına eminim. Emin olduğum bir şey daha var ki o da hiç bir gazetecinin, O kıyafetiyle sahneden indikten sonra Ceylan’a " Cannes'da papyonlu, smokinliydiniz, neden bu festivalde sokak kıyafetiylesiniz, yoksa Türk Sinema Festivalleri’ni küçümsüyor, saygı duymuyor musunuz?" gibi bir soruyu sormaya cesaret edemeyeceği ya da aklına getirmeyeceğidir.
Nuri Bilge Ceylan 1999 da Antalya Film Festivali’nde Mayıs Sıkıntısı filmiyle altın Portakal ödülünü alırken giydiği kıyafet. (!)

Nuri Bilge Ceylan 2003 Yılında yine Antalya’da bu kez Uzak filmiyle altın portakal alıyor… Kıyafeti yine “Kahvede okey çeviren vatandaş gömleği”

Aynı yıl, aynı filmle ama bu kez Cannes’da. Takım elbiseli…
Ve yıl 2008, yer yine Cannes ve bu kez smokinli.
.
.
.
İşte insanlar sanatlarıyla ilgili organizasyonlarına sahip çıkarak, böyle saygı duyulmasını sağlıyorlar.
Sinema Sanatçılarımızın, kendi meslek organizasyonlarına bir gün saygı göstermeye başladıklarını görebilmemiz dileğiyle…
25 Mayıs 2008

