VİCDAN
GÖRMENİZ GEREKEN BİR FİLM
GÖRMENİZ GEREKEN BİR FİLM
NEDEN Mİ? Çünkü bir sinema filmi için her zaman sorulmasını savunduğum bir soru vardır. “Vatandaş bu filme neden zaman ayırıp, para verip gitsin ki? İşte bu film, orta sınıf Türk seyircisine “Eğer zamanını ve paranı harcayıp bu filme gidersen, çıkışta, geldiğine kızmazsın” dedirtecek kıvamda, izlemesi zor olmayan bir film.

Erden Kral usta bu onuncu filminde kamera kullanım tarzını da, anlatım tarzını da bir hayli değiştirmiş geride kalan başarılı dokuz filmine nazaran ama Erden Kral hayranları merak etmesin ne kadar tarz değiştirse de YILMAZ GÜNEY ile aynı kuşaktan olmanın etkisi tamamen geçmiş değil. İzlerken bir Yılmaz Güney filmi izliyor hissine kapılmanız mümkün.

Oyunculara gelince; başrolü üç kişi paylaşmış görünüyor. Nurgül Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen. Ama ağırlık Nurgül Yeşilçay’da. Yeşilçay muhteşem bir oyun çıkarmış, belki de bu yüzden ağırlık ondaymış hissi veriyor seyirciye.
Tülin Özen ve Murat Han da oturmuş rolüne ama futbol maçındaki “görev adamı futbolcular” gibiler. Nurgül Yeşilçay ise her an gol atmaya hazır ileri uç oyuncusu olmuş.
Filmin öyküsü; gazetelerin 3. sayfalarında yer alan haberlerden birinin filme çekilmiş hali havasında. Biraz da Bol ödüllü Masumiyet filmini hatırlatıyor. Raşit Çelikezer etkileyici bir üslupla kaleme almış. Orta sınıf insanlar arasındaki üç kişinin dramatik aşkını anlatıyor. Kiremit fabrikasında çalışan işçilerden Mahmut, evvelce aynı yerde çalışan Aydanur’la ilişki kurmuş, onunla yatmıştır ama onu ‘evlenecek’ kadın olarak görmediği için yine aynı yerde çalıştıkları Aydanur’un da arkadaşı olan Songül’le evlenir. Aydanur da zaten artık işçi değil pavyonlarda dansözdür. Songül bir gün , kocası Mahmut’la eski arkadaşı Aydanur’un hâlâ küllenmemiş ilişkisini fark eder. (Seyirci olarak Songül’ü o an gözyaşları içinde, yıkılmış vaziyette görüyoruz ama… ) Sonra hiçbir şey olmamış gibi tutup eski arkadaşını kendi evine getirir, birlikte kalmaya başlarlar.
(Bunun nedenini hala anlamış değilim. Lezbiyen ilişki için desem pek de öyle görünmüyor. Birbirleriyle kanka olan normal kadınlar da dertli zamanlarında veya içki içip efkar dağıtırlarken birbirlerine sarılırlar, sarmaş dolaş uyurlar filan. Burada da bundan öteye geçmiyor zaten)
Eh bundan sonra Mahmut’da, fırsat buldukça Aydanur’a binmeye çalışır. Hatta ikisini yatakta gören karısını da yanlarına çağırma cesaretini gösterir.
Bundan sonrasını anlatmayayım çünkü hikayenin can damarı bundan sonra başlıyor. Gidip filmi görmek isteyenlere saygısızlık olmasın.
Zülfü Livaneli, akılda kalıcı, seyirciyi alıp bir yerlere götürecek bir beste yapmamış bu film için ama sanırım filmin önüne geçmesini istemediği için böyle düşünmüş olmalı. Müzik de görevini yapan futbolcu misali, sırası geldiğinde sahnedeki yerini almış.
İzlenmesi zor olmayan filmler izlemeniz dileğiyle.